09 Ekim 2019 Çarşamba

BU BİR TÜRKİYE PROJESİDİR

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik ekonomik tehdidiyle ülkemizde gündem dolar ve ekonomi ekseninde gidiyor. Enfotek Genel Müdürü Tuğrul Tamtürk’ün, ekonomik anlamda Türkiye’nin önünü açacak projelerden bahsettiği haberimizin ilk bölümünü dün (08.10.2019) yayınlamıştık. Haberimizin ikinci bölümü şöyle:

İSTİHDAMI 10 MİLYON ARTIRACAK

‘3 yılda 300 milyar dolarlık ihracat’ hedefine yalnızca ekonomik olarak bakmamak gerektiğini söyleyen Tuğrul Tamtürk, ‘’10 milyon kişinin haklarını alabileceği, insanca çalışabilecekleri, doyum sağlayacakları bir ortam sağlanacak. Ekonomik krizi aşarak, ‘ben de varım’ demek gerekir’’ dedi. ‘’Dünya’nın krize gittiği dönemde biz önlem alarak atağa kalkmak zorundayız’’ diyen Tamtürk, şöyle konuştu: ‘’Bu bir Türkiye Projesi’dir. İnsanların mutluluğu ekonomiden, hakkaniyetli kazançtan, adaletli bir kazanç skalasından geçer. Bunun için de sanayi know-how’ını sanayinin kendi içinde barındırması lazım. Bu ticari sırdır. Ticari sırlarımızı ve know-how’ımızı artırmalı ve içsel dönüşümler sağlamalıyız. İçeride istediğimiz verimi sağlayamayıp, üretimi dışarıya taşıyoruz. Balkanlara, Kuzey Afrika’ya fabrikalarımızı taşıyoruz. Bildiğimiz uzmanlık alanımızdaki işleri onlara öğretiyoruz. Ancak bu sonsuza kadar sürmez. Az bir zaman sonra onlar, biz bu işi öğrendik, Avrupa’ya daha yakınız diyerek bizi devreden çıkarabilirler. Bir ülke daha ucuz işçi gücü bulabilir. Bir başka ülkenin ihracat avantajları olabilir...

MARKALAŞMA İÇİN SANAYİ DÖNÜŞÜMÜ ŞARTTIR

Ama biz fason üretim yaptığımız, tek üstünlüğümüz son 40 yılda oluşturduğumuz iş gücüne dayalı üretim bilgisi olduğu sürece ihracatımızı yeterince arttıramayız. Ne zaman tasarımlarımızı, markalarımızı yaratırız, satış organizasyonları oluştururuz ihracatımız ileriye gider. Yabancı müşteri uygun maliyette, tutarlılık, sürdürülebilirlik ve kalite arıyor. Sanayimizde birliktelik olursa, cazibe merkezi oluruz. Tasarım ofislerinden daha katma değerli ürünler gelir, satılır. En sonunda da markalaşmaya gidilir. Sanayi dönüşüm sürecinin sonunda markalaşma da olur. Markayı baştan satın almak çözüm değil. Alt yapıyı oluşturmak gerekli. Bu kümeleşme doğru konumlanırsa daha büyük işler, daha büyük kazançlar ve daha mutlu bir Türkiye ideali hayal değildir.

AMAÇ GİRİŞİMCİYİ ÖDÜLLENDİRMEKTİR

15 yılı aşkın süredir Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde, 30 yıla yakın da sanayideki uygulamalarımıza dayanarak bunları söylüyorum. Aldığımız sonuçların analizlerini yapıyoruz. Türkiye eğer başkalarının pazarı haline gelirse, aza kanaat etmekten başka seçenek yok. Ne zaman know-how sahibi, tasarımcı ve üretici oluruz, malı dışarıya satarız, para içeriye gelir. O zaman tüm ekonomi rahatlar, küçük esnafın da yüzü güler. Kümeleme sistemini karlı kılmak zorundayız. Kimseye sen kümeyi düşün daha az kar et diyemeyiz. Bu sosyalist bir rejim bile olsa mümkün olmaz. Amaç girişimciyi ödüllendirmektir. Girişimci yaptığı yatırımın karşılığını alırsa dünyadaki olduğu gibi aktivist girişimci örneği oluşur. Zor, kriz şartlarında yatırım yapan girişimcimiz büyük iş başarmış demektir. Bu kümeye girişimciyi dahil ederek, ama yerli milli teknolojiyi de dahil ederek, yazılımı da dahil ederek, topyekün anlayışla hareket edersek başarılı oluruz.

ORTAK İŞ AKLI İLE HAREKET EDİLMELİ

Meslek odaları tarafından konulan hedefler doğrultusunda, ortak hareket edilmeli. Rakip firmalar benzer çözümün farklı varyasyonlarını üreterek, tamamlayıcı şekilde hareket etmeli. Aynı iş ortak akılla yapılacak. Bunu kabul edersek, yöntem belirleme işine gelir. Bunu kim yapacak. Türkiye tüm bu birikimlere sahiptir. Tecrübemiz var. Yerimizi korumaya çalışırsak geriye gideceğiz. Kabuğumuzu kırmalıyız. Korumacı refleks ile ekonomi gelişemez. Güçlü Türkiye olursa kimse bize dokunamaz. Güçlü olmaktan vazgeçmeyelim. Gücümüzden fedakarlık edersek hem ekonomik, hem manevi olarak yıpranırız. Sanayide ortak akıl ve birliktelik yaratılmalı, toplumsal dönüşüm de bu paralelde gerçekleşmelidir.’’